Balkan coğrafyası her karış toprağıyla insanı tekrar tekrar kendine davet eden bir coğrafya.. Önceki gelişlerimde Sırbistan’ın Kosova ve Sancak bölgelerini gezme fırsatı bulmuştum. Bu kez Sırbistan’ın başkenti Belgrad’tan başlayan gezimiz bir kez daha Bosna-Hersek, Hırvatistan, artık bugün yeni bir Balkan ülkesi olan Karadağ, yeniden Sancak ve Kosova ile devam etti ve Makedonya’nın başkenti, Yahya Kemal’in şehri Üsküp’te nihayet buldu. Birkaç yıl ara ile gezip dolaştığım bu coğrafya ile ilgili izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya izninizle Belgrad’tan başlamak isterim.
SERHAD’DE BİR OSMANLI ŞEHRİ : BELGRAD
Eski Yugoslavya’nın küçüle küçüle neredeyse bir Sırbistan’dan ibaret kaldığını artık Balkanlarla biraz ilgisi olan herkes biliyor. Ama görülen o ki Sırplar millet olarak hâlâ o eski “Büyük Yugoslavya” olma sevdası ve rüyası peşinde.. Bu yüzden de kendilerine “Yugoslavya” ismini daha yakın buluyorlar. Eski Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra ortaya çıkan Slovenya, Hırvatistan, Karadağ, Bosna-Hersek ve Makedonya bugün artık birer müstakil Balkan devleti olarak yol haritalarını çizmiş durumdalar. Sırbistan ise büyümeye çalıştıkça her geçen gün küçülen bir devlet konumunda.. Anlaşılan o ki panslavist politikalar iflas etmiş bulunuyor Sırbistan’da.. Eski Yugoslavya’nın doğusunda kendine yer bulan Sırbistan bugün kuzey-batısında Hırvatistan, batısında Bosna-Hersek ve Karadağ, güneybatısında Arnavutluk, güneyinde Makedonya, doğusunda Bulgaristan ve Romanya, kuzeyinde ise Macaristan ile komşu.. Yaklaşık 10 milyon civarında nüfusa sahip Sırbistan’da para birimi olarak Sırbistan Dinarı geçerli.. Kuzey kesiminde yer alan Voyvodina ve güney bölgesinde yer alan Kosova özerk bölgelerinden özellikle Kosova, son yıllarda Sırbistan’dan tam bağımsız olarak ayrılma çabalarıyla sadece Balkanların değil, tüm dünyanın gündeminde bulunuyor. 1999 yılındaki askeri müdahalenin ardından bugün Sırbistan tam anlamıyla Kosova’yı kaybetmenin eşiğine gelmiş durumda.. Voyvodina’nın başkenti Novisad, Niş, Krusevaç, Kosova’nın başkenti Priştine, diğer Kosova şehirleri Prizren ve İpek, Sancağın başkenti Novipazar, Sırbistan’ın en önemli şehirleri arasında bulunuyor.
Belgrad’tan Bir Görünüm
Sırbistan, coğrafya olarak dağlar ve nehirler ülkesi sayılabilir. Slav halklarının Güney Slav kolundan olan ve 7. asırda Balkanlar’a gelen Sırplar, dil olarak Sırp-Hırvat dili diye adlandırılan Güney Slav dilini kullanıyorlar bugün.. Aslında bu dil, aynı zamanda bütün Balkan ülkelerinde en kalabalık nüfus tarafından kullanılıyor.. Sırpça’da yaklaşık 1000 civarında Türkçe kelimenin hâlâ yaşıyor olması ise ayrı bir güzellik.. Sırpların Osmanlılarla buluşması ise Birinci Kosova savaşında olmuş.. Bilindiği üzere Osmanlılar bir padişahlarını, Sultan Murad Hüdavendigâr’ı Kosova sahrasında gerçekleşen bu savaşta şehid verirler. Bundan sonra Sırpların tarihinde uzun Osmanlı asırları başlar..
Bugün Sırbistan’ın başkenti olan Belgrad, aslında bir zamanlar Osmanlı Sultanlarının da Balkanlarda vazgeçemedikleri bir şehirdi.. Gerek sahip olduğu stratejik konumu, gerekse bir şehir olarak sahip bulunduğu coğrafî güzellikler bu şehri uzun asırlar boyunca birçok medeniyetin gözdesi haline getirmiş.. Kimler gelip geçmemiş ki; Keltler, Hunlar, Gotlar, Avarlar, Romalılar, Bulgarlar, Bizanslılar ve Osmanlılar.. Tabii “meyvesi olan ağacı taşlarlar” sözü gereği, bu cazibesinin bedelini de zaman zaman ağır biçimde ödemiş Belgrad.. Tarih boyunca Belgrad’ın neden bu kadar akınlara uğradığını, niçin bir türlü paylaşılamayan bir şehir olduğunu insan daha iyi anlıyor burada..
Kuzey ve Orta Avrupa’yı Karadeniz ve Ege Denizi’ne bağlayan yolların kavşak noktasında kurulmuş bulunan Belgrad, bugünlerde ziyaretçilerinin kulaklarına eski zamanların ve yeni dönemlerin gizemini fısıldıyor Kalemegdan’da.. Birinci yüzyılda Romalılar’ın Belgrad’a hediyesi olan muhteşem Belgrad Kalesi, zaman içinde sürekli yenilenmiş tarihi bir eser.. Kale içerisinde yer alan askeri müze, hayvanat bahçesi ve Belgrad’lıların adeta sığınma mekanı olan park alanları Belgrad kalesini daha da çekici hale getiriyor.